Bölüm Hakkında

  • Konuk katılımcıların kısa yaşam öyküsü ve kariyer gelişimi
  • Aksigorta çalışma kültürü ve ekip yapısı
  • Sigortacılık sektöründe Aksigorta’nın yeri
  • Aksigorta’da core sistemler, yeni nesil teknolojiler ve chatbot’lar…
  • Aksigorta’da hangi tech stack’ler kullanılıyor?
  • Aksigorta teknoloji ekibinin 1 günü nasıl geçiyor?
  • Çalışanların gelişimi için sunulan imkanlar neler?
  • Yazılım ekipleri içinde rotasyon ve eğitim imkanları nasıl?
  • Aksigorta teknoloji ekiplerinin gelecek hedefleri neler?

Bölüm Metni

Ahmet Hoşgör:
— Herkese selamlar. Coderspace’in podcast serisi Codecast’in yepyeni bir bölümüyle karşınızdayız. Bugün aslında ilk defa podcast kaydettiğimiz bir şirketle karşınızdayız: Aksigorta ile beraberiz. Aksigorta’dan Uğur Çetinkaya ile birlikteyiz. Uğur Bey, Head of Software Development and ITSM pozisyonunda çalışıyor. Bizlerle detayları paylaşacaktır. Hoş geldiniz Uğur Bey.
Uğur Çetinkaya:
— Hoş bulduk Ahmet Bey.
Ahmet Hoşgör:
— Nasılsınız?
Uğur Çetinkaya:
— Teşekkür ederim, iyiyim. Sizler nasılsınız?
Ahmet Hoşgör:
— Biz de iyiyiz. Önce sizi biraz tanımak isterim, ardından Aksigorta’nın detaylarına girmek isterim. Uğur Çetinkaya’nın hikâyesi nereden başlıyor? Yazılım tarafına nasıl yöneldiniz, şu an şirkette neler yapıyorsunuz?
Uğur Çetinkaya:
— Bilgisayar mühendisliğini seçerken merak duygum çok etkili oldu. “Başka neler oluyor, neyi nasıl değiştirebilirim?” sorularıyla daha çok ilgileniyordum. Bu yüzden bilgisayar mühendisliğini seçtim. Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Mezuniyet sonrasında yazılım tarafında çalıştım; savunma sanayiinden telekom sektörüne kadar birçok firmada yazılım geliştirme yaptım. Daha sonra sigorta sektörüne geçtim ve Aksigorta’da yazılım geliştirme faaliyetlerine devam ettim.
Burada yazılım geliştirme derken, var olanı sadece korumaktan ziyade standardın üzerine yenilikler koymayı hedefleyen işlerden bahsediyorum. Kariyerim boyunca da bu yaklaşımla çalıştım. Aksigorta’da yazılım geliştirme birim müdürü olarak başladım, sonrasında yazılım geliştirme ve ITSM (IT Service Management) sorumluluğunu da alarak şu anda her iki alanın da grup müdürü olarak çalışıyorum.
Buna ek olarak özellikle belirtmek istediğim bir konu daha var. Aksigorta olarak yeniliklere çok değer verdiğimiz için içeride “Yeni Nesil Teknolojiler Platformu” adında bir yapı kurduk. Burada AR-GE çalışmaları yapıyor, yeni teknolojileri öğreniyor ve bunlarla neler yapılabileceğini araştırıyoruz. Şu anda bu platformun da başındayım.
Ahmet Hoşgör:
— Sigorta sektörü bana şöyle geliyor: 2010’larda dijitalleşmeyle birlikte bankalar hızlı aksiyon aldı. Son 5 yıldır ise insurtech’ler ve köklü sigorta şirketleri hızlı bir dijital dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu bağlamda hem Aksigorta’yı hem de Aksigorta’nın teknoloji tarafını nasıl anlatırsınız? Siz de yaklaşık 10 yıldır bu dönüşümün içindesiniz.
Uğur Çetinkaya:
— Evet, bahsettiğiniz gibi ben Aksigorta’ya 2014 yılında başladım. O günden itibaren amacımız, bankalar veya diğer sektörlerden farksız şekilde bizim de dijital yolculuğumuzu başlatmamız gerektiğiydi. Teknolojinin ileride çok daha önemli hâle geleceğini öngörüyorduk.
Müşteri memnuniyetini artırmak için 2014’te “yeni neler var” sorusuyla çalışmalara başladık. İlk adım olarak core sistemlerimizi modernize etmeyi hedefledik. 2016–2017 yıllarında yeni çıkan teknolojileri denediğimiz yıllar da olmuştu. RPA’dan chatbot teknolojilerine kadar pek çok yeni teknolojiyi kendimize adapte ettik. 2017–2018 yıllarında ise core sistemlerin modernizasyon ihtiyacı netleşti. Şu anda kullandığımız üretim ve hasar uygulamalarımızı tamamen değiştirdik.
Core sigortacılık uygulamalarında Java teknolojilerini kullandık. Yaygın kullanılan framework’lerle ilerledik. Önceden upgrade edemediğimiz sistemlerimiz vardı, artık çok daha esnek core sistemlere sahibiz. Bunun yanında core sistemin etrafındaki yan sistemlerin dönüşümüne de başladık. Tüm uygulamalarımızı mikroservis mimarisinde çalışacak şekilde yeniden kurguladık. Bu projeler de tamamlanmak üzere; orası biraz daha uzun bir yolculuk.
Üçüncü alanımız AR-GE, az önce bahsettiğim yeni nesil teknolojiler kısmı. Burada .NET, Python, Node.js gibi ihtiyaç duyduğumuz teknolojilerle çalışıyoruz. Chatbot, RPA, process mining ve şu anda üzerinde çalıştığımız GenAI projeleri var. GenAI’yi acentelerimize açtık ve kurgusunu yaptık. GenAI’yi, biliyorsunuz regülasyonlar nedeniyle son kullanıcıya açmak şu an için zor olsa da iç kullanım ve acente tarafında çözümler geliştirdik.
Aksigorta olarak öncü olmayı istiyoruz ama bunun avantajları ve dezavantajları olduğunu biliyoruz. Dezavantajları avantaja çevirerek her zaman bir adım önde olmayı hedefliyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Teknik taraflardan bahsettiniz; core sistemler, yan sistemler ve AR-GE… Buraya gelmeden biraz da Aksigorta’yı dışarıdan insanlar için netleştirelim. Aksigorta sigorta tarafında faaliyet gösteriyor; Akbank banka tarafı, bir de aslında Ak Emeklilik vardı, o da AvivaSA ile birleşip AgeSA’yı mı kurdu?
Uğur Çetinkaya:
— Akbank bankacılık tarafında faaliyet gösteriyor. Aksigorta elementer sigortacılık olarak sağlık sigortası alanında çalışıyor. Daha önce AvivaSA olan, şu anda AgeSA adıyla devam eden şirket ise emeklilik alanında faaliyet gösteriyor. Bunların üçü de birbirinden ayrı; regülasyonlar gereği emeklilik ile elementer sigortacılık aynı yapı altında olamıyor. Bu nedenle ayrı ayrı çalışan, yapıları da farklı olan şirketler olarak düşünebilirsiniz. Hayat ve emeklilik tarafında AgeSA, Aksigorta ise elementer ağırlıklı olmak üzere sigortacılık faaliyetlerini sürdürüyor.
Ahmet Hoşgör:
— 2014’ten bugüne birçok teknolojiden bahsettiniz. Buradaki ekipler de büyüyor mu? Sizin gözleminiz nedir? Çünkü iş sayıları ve dijitalleşme artıyor gibi.
Uğur Çetinkaya:
— Evet, teknoloji tarafı her yıl büyüyor. RPA, veri ve AI gibi alanlarda işler artıyor. Sadece yazılımcılar değil; analistler, test otomasyon uzmanları, raporlama ekipleri, big data ve AI ekipleriyle birlikte sürekli büyüyen bir yapıdan bahsediyoruz. Yatırımları yapabilmemiz, sürekli gelişmemizin temelinde insan kaynağına verdiğimiz önem var.
Ahmet Hoşgör:
— Core sistemler, yan sistemler, AR-GE tarafı var… Burada sizi zorlayan ya da heyecanlandıran projeler ya da teknik bazı detaylar verebilir misiniz? Core sistemler belki eski yazılım dilleriyle oluyor, orada belki bir modernizasyon var. Mikroservis bambaşka bir konu… GenAI dediğiniz gibi hızlı adapte olmuşsunuz. Burada kişileri bu projelere nasıl assign ediyorsunuz? Ayrıca paylaşabileceğiniz challenging projeler var mı yaptıklarınız arasından? Belki son 10 yıl veya yakın dönemden olabilir.
Uğur Çetinkaya:
— Core sistem modernizasyonunu 2020’de, hasar tarafını ise 2022’de tamamladık. Burada yaptığımız şu: eski legacy bir uygulama kalsın istemiyoruz. Çünkü bu hem teknolojik adaptasyonu zorlaştırıyor hem de hizmet kalitesini düşürüyor. Üretim ve hasar uygulamalarını baştan sona, mimarisi ve içeriğiyle yeniden yazdık. Aksigorta’nın bu uygulamaları sektörde en çok beğenilen uygulamalar arasında; bütün anketlerde de üst sıralarda çıkıyor.
Core sistemlerin modernizasyonunu bazı kısıtlamalardan dolayı tamamen mikroservise dönüştüremedik ama mikroservis olarak yapabileceğimiz yan uygulamaların tamamını, içerideki Docker ve Kubernetes sistemleriyle birlikte koordine ederek geliştirdik. .NET tarafında şu anda her şey mikroservis platformu üzerinde çalışan uygulamalar diyebiliriz.
Dönüşüme devam ettiğimiz, önem seviyesine göre kurguladığımız yapılar da var ama şu anda mikroservis tarafı bizim için çok önemli. Core sistemlerin modernizasyonunu gerçekleştirdik ama bu hiçbir zaman bitmiş sayılmaz. Her sene gelen yeni upgrade’leri de çok rahat şekilde entegre edebilir duruma geldik.
Burada “nasıl bir yöntem uyguluyoruz” kısmı biraz daha kritik. Bu, çalışanlarımızın adaptasyonuyla alakalı. Genelde ilk başladığımız sistemler daha önce kullanılmayan teknolojiler oluyor. Bunların fizibilite analizini yapıyoruz: nasıl kullanabiliriz, çalışanlar buraya nasıl adapte olabilir, hangi eğitimler gerekli? Önce buradan başlıyoruz.
Bunu yaparken gönüllülük esasını önemsiyoruz. Yeniliğe açık, hızlı adapte olabilecek kişilerle iç eğitimlere başlıyoruz. İç eğitimlerden sonra modernizasyonda kullanacağımız uygulamaları öğrendikçe diğer arkadaşları da sürece dâhil ediyoruz. Öğrendikçe dâhil ediyoruz ve takibini yapıyoruz; pilot aşamasında işleri ufak parçalara bölerek ilerliyoruz ve projemizi nihai duruma getiriyoruz.
Mesela mikroservisler bizde önce hobi olarak başladı. “Mikroservis çıktı, nedir, ne yapalım?” dedik. Denemeler yaptık, ilk denemeler başarısız oldu ama hatalardan öğrenerek bugünkü altyapıyı kurabildik.
Hata yapmaktan korkmuyoruz; önemli olan öğrenmek ve iyileştirmek. Çalışan arkadaşlar da burada hata yapmaktan korkmuyor, alabilecekleri riskleri biliyorlar. Beraber çalışma metodumuz da var. O yüzden rahatlıkla adaptasyon sağlayıp yeni teknolojilere geçebiliyoruz.
Şu anda .NET tarafında, Java tarafında, big data taraflarında çalışmalarımız var. Core sistemler Java teknolojileri üzerinde; AR-GE ve dijital dediğimiz kısımlar, chatbot ve GenAI tarafı ise daha çok .NET ve Python üzerinde ilerliyor.
Ahmet Hoşgör:
— Aslında legacy sistemler bile .NET ve Java olduğu için Python gibi yeni teknolojiler de eklenebiliyor. Türkiye’de de backend tarafında en çok yeteneğin olduğu alanlar backend'de .NET, Java ve Python. Bu anlamda hem sizin için hem adaylar için mantıklı bir eşleşme gibi duruyor.
GenAI tarafında şunu merak ediyorum: Data scientist’lar şirketlerde var, çeşitli modeller geliştiriyorlar. Kampanya kurguları, chatbot cevapları, RFM modelleri gibi. Bankalarla veya büyük sigorta şirketleriyle ilgili sorguladığım şey hep şu oluyor; şu anda yaptığımız data science ve machine learning çalışmalarının GenAI önüne geçebilecek mi özellikle kurumsal tarafta? Tabii ki ChatGPT kullanıyoruz ama bu şirketlerin içine ve verdiği hizmetlerin içine kolay entegre edilebilecek mi? İşin veri güvenliği kısmı da var dediğiniz gibi. Ne düşünüyorsunuz onu merak ediyorum.
Uğur Çetinkaya:
— Data science hâlâ çok kıymetli ve kıymetli olmaya devam edecek. Çünkü şirketin kendi verisine, kendi modellerine göre oluşturulan, kendi kültürüne özel yapıların hizmet olarak dışarı sağlanması söz konusu. GenAI ise farklı bir dünya; hem öğreniyor hem de yaratıcı cevaplar üretebiliyor.
Kurumsal tarafta legacy tarafı için biraz sıkıntılı bir durum var, veri güvenliği önemli bir konu. Bunların hepsi cloud’da çalışan yapılar. Veri paylaşımından tutun, yeni bir teknoloji olduğu için kullanımda hata yapılırsa gerçekte dışarıya vermemeniz gereken verileri de verebileceğiniz platform GenAI’nin şu anda bulunduğu platformlar. Bu yüzden önce neyi, nasıl ve ne kadar güvenli yapabileceğimizi belirledik. Son kullanıcılara —sigortalılarımıza— şu anda bunu açmanın erken olduğunu, daha önce yaptığımız çalışmalarda görmüştük.
Şu anda GenAI’yi iç çalışanlarımıza ve acentelerimize, acentelerin çalışanlarına sigortacılığı daha kolay satmaları için rehberlik edecek chatbot’u hazırladık. Bunun arkasında da GenAI var. GenAI’yi, öğrettiğimiz dokümanlar sayesinde beslenen, şirketimize özel bir yapı olarak kurguladık.
GenAI gelecekte daha iyi bir noktaya gelecektir. Microsoft ve Google gibi firmaların private GenAI çözümleriyle birlikte bu alan çok daha hızlı gelişecek. Siz, public GenAI platformlarını değil, size özel private GenAI platformlarını kullanabilir hâle geldiniz. Bu da ne demek oluyor? Oraya yüklediğiniz verilerin size özel olması ve normalde bu platformların eğitiminde kullanılacak dataların içerisinde yer almamasını sağlıyor. Bu şekilde yatırımlar devam ettiği sürece GenAI çok daha hızlı şekilde öne çıkacaktır.
Şöyle düşünün: Sizin bir sürü veriniz var, karmaşık veriler de olabilir. Bunları bu sisteme yüklediğinizi düşünün, “buradan bana bir analiz çıkart” diyorsunuz. Ne analiz istediğinizi söylemeden bile, size farklı farklı türlerde “bunun içinde şu data var, böyle bir analiz olabilir” ya da “şu analiz daha faydalı olabilir” gibi öneriler sunabiliyor. Ya da “özet çıkar” diyorsunuz, size özetlerle alakalı çıktılar üretiyor. Şu anda tabii başlangıç aşamalarındayız, o yüzden biz de bu işin başında olmak istediğimiz için sürekli araştırmalar yapıyoruz.
İkinci kısma yakında geçmeye başlayacağız. GenAI ile bir şeyler üretiliyor, tamam; ama bu doğru mu? Burada da normalde rutin işleri yapan arkadaşlarımız için yeni meslekler ortaya çıkacak: doğrulama ve güvenilirliği sağlama. Oradan çıkan verilerin şu anda bir filtreden geçmesi gerekiyor. İleride daha farklı olacaktır; kendi kendine kontrol eden sistemler gelecektir ama şu an için bunların yapılması gerekiyor. GenAI ile çıkan verilerin doğruluğunun, o işin uzmanı tarafından kontrol edilmesi gerekiyor.
GenAI çok yakında çok daha büyük potansiyellere sahip olacak ve bununla alakalı gelişmeler de yaşanacak. Şirketlerin ister istemez artık bu sektöre girmesi gerekecek. Çünkü bu yeni teknolojileri kullanan her yapı, öncekilere göre çok daha bağımsız ve esnek bir şekilde yeni bir yapı oluşturabiliyor ve rekabette çok öne çıkabiliyor. Bu nedenle GenAI olsun, diğer yeni teknolojiler olsun, tüm şirketler bunları yakın zamanda önlerinde görecek ve buraya yatırım yapmaya devam edecektir.
Ahmet Hoşgör:
— Sizin de bu alanda tabii öncülük yapmanız heyecan verici. Peki Uğur Bey, şunu da sormak isterim: Aksigorta’da çok fazla farklı projeden ve core taraf, yan sistemler vb. konulardan bahsettik. Buralarda yazılımcı olarak işe başlayan birini nasıl bir çalışma düzeni bekliyor? Bir günü aşağı yukarı nasıl geçer? Son kullanıcıyla bir product manager aracılığıyla bağ var mı, tasarım ekipleriyle ve diğer ekiplerle bir bağ var mı? Nasıl bir yazılım geliştirme döngüsü, iş akışı var? Developer experience da diyorlar artık yeni yeni. Yazılımcıları neler bekliyor Aksigorta’da?
Uğur Çetinkaya:
— Agile metodolojilerle çalışıyoruz. Önce IT tarafında başladık, şimdi tüm şirket agile çalışıyor. Takımlarımız squad yapısında. Yazılımcı işe başladıktan, oryantasyon ve eğitimlerini tamamladıktan sonra bir squada atanıyor.
Squad içinde yazılımcılar, analistler, product owner, scrum master ve test ekipleri yer alıyor. Her squad’ı küçük bir şirket gibi düşünebilirsiniz. Kendi kararlarını alıp çıktısını üretebiliyor.
Normalde bizim yapacağımız işlemlerde —yazılım geliştirme için söylüyorum— analistlerle çok sıkı çalışıyoruz. İlk gelen analiz dokümanları onlar tarafından hazırlanıyor ve bu dokümanlara göre yazılım geliştirme yapıyoruz. Yazılım geliştirme aşamasından sonra arkadaşlarımız bununla alakalı olarak —DevOps süreçleri hazır şekilde duruyor ve bu DevOps süreçlerine kodların girmesini sağlıyor. Burada review’den başlayıp test otomasyonuna kadar bütün aşamalar geçildikten sonra kod test kısmını geçmiş oluyor.
Yazılımcının bir günü sabah başlıyor; geliştirdiği yazılımı commit’lerini yaptıktan sonra ve ilgili test süreçleriyle beraber manuel testlerden sonra teste çıkabilir duruma geliyor. Yazılımcılardan sadece kod yazmalarını değil, sistemi ve projeyi nasıl daha iyi hâle getirebileceklerini de düşünmelerini bekliyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Bunu söylemişken ne tarz profili aradığınızı anlamış oldum. Çok fazla mülakata giriyorsunuzdur, son mülakatlara ilk görüşmelerden sonra. Adaylarda nelere dikkat ediyorsunuz? Teknik bilgiler ve karakteristik özellikler var, neyi inceliyorsunuz karar vermeden önce?
Uğur Çetinkaya:
— Aksigorta olarak biz, çalışanlarımızın eğitimlerine ve kariyerlerine önem veren bir şirketiz. Teknik tarafla alakalı her şeyi biz geliştirebiliriz. Bizim için en önemli kriter —İK olarak da teknik olarak da— takım uyumu. Çalışanlarımızın karakteristik özellikleri bizim için daha önemli. Takım uyumunun olması, yeniliklere açık olmaları ve değişime adapte olabilecek kişilerle çalışmak bizim için öncelikli.
Teknik bilgi olmazsa olmaz; yapacağı işin içerisinde var. Ama bu teknik tarafı yeterli seviyede gördüğümüz zaman, daha ilerisini kazanması için gerekli yatırımı yapıyoruz. O yüzden takım çalışmasına yatkınlık, merak, motivasyon ve yeniliklere açık olmak bizim için çok önemli.
Aksigorta’da, Genç Yetenek adı altında yeni mezun programlarımız var. Burada son sınıf ya da bir senelik mezun arkadaşlardan alım yapıyoruz; genellikle son sınıf arkadaşlar. Onlarla bir kamp sürecinden sonra —Aksigorta’nın hem sistemlerini görmüş oluyorlar hem de bizim eğitimlerimize katılmış oluyorlar— böyle bir işe alım sürecini yeni mezunlarda uyguluyoruz.
Bunun dışında ilanlar üzerinden alımlar yapıyoruz. Bizim özellikle baktığımız bir şey de standart olmamaya çalışmak. Adayın yaptığı işin dışında farklı şeylerle uğraşmış olması, hobi sahibi olması da bizim için değerli. Çünkü yaratıcılık farklı deneyimlerden besleniyor. O yüzden böyle arkadaşların bizlerle çalışmasını çok isteriz.
Ahmet Hoşgör:
— Şirket içinde geçiş isteyenler için rotasyon ve eğitim imkânı var mı yazılım ekiplerinde?
Uğur Çetinkaya:
— Evet, var. Başlangıçta bahsettiğim Yeni Nesil Teknolojiler Platformu bu amaçla kuruldu. Gönüllülük ve devamlılık esaslı bir yapı; buraya girmek rotasyonun başlangıcı oluyor. Yeni Nesil Teknolojiler Platformu’nda yaptığımız çalışmalardan sonra bazı arkadaşlarımız farklı rollere geçti. Mesela RPA developer’lıktan GenAI architect’liğe gidenler oldu, process mining tarafında rol değiştiren arkadaşlarımız var. No-code tarafında da şu anda çalışmalarımız var, bazı arkadaşlarımız artık o tarafa geçiyor.
İçeride rotasyonla alakalı imkânlar sürekli oluyor. Bu imkânlarda fayda–maliyet ve kişilerin durumları da bizim için önemli.
Eğitim tarafında ise farklı çeşitlerde eğitimlerimiz var. Birincisi takım içi eğitimler —takım içi paylaşım da diyoruz— herhangi bir arkadaşımızın daha önce kendiyle alakalı, işi olabilir, tezi olabilir, yaptığı bir çalışmayı anlatarak teknik tarafı aktardığı iç eğitimler.
İkincisi, sınıf eğitimleri dediğimiz, biraz daha ileri seviye olarak almamız gereken eğitimler. Bu eğitimlerde ön hazırlıkları genellikle kendimiz yapıyoruz.
Üçüncüsü online eğitimler. Üyesi olduğumuz online platformlar üzerinden arkadaşların istediği eğitimleri alıyoruz. Core sistemler için, Java, .NET ve Angular için aldığımız standart eğitimlerimiz var. Bunların dışında, çalışanların öğrenmek istediği konular için aldığımız online eğitimler de bulunmakta.
Ahmet Hoşgör:
— Teknolojilerin de hızlı gelişmesiyle kendini yenilemek isteyen arkadaşlar da sık sık çıkıyordur. Bazı şirketlerde tabii ki bunu sağlamak mümkün olmuyor; çünkü çok farklı ve fazla teknoloji olmuyor. Ama sizde oldukça farklı ve modern teknolojilerden bahsettik. Codecast’i genellikle yazılımcılar dinliyor. Son olarak, Aksigorta’ya başvurmayı düşünen yazılımcılara ne söylemek istersiniz? Nereden başvurabilirler, kimleri arıyorsunuz, kimler gelse mutlu olur sizin şirketinizde, siz de mutlu olursunuz? Call to action ile bitirebiliriz yayını.
Uğur Çetinkaya:
— Öncelikle benim en uzun çalıştığım yer Aksigorta. Normalde yazılımcılar 2–3 senede bir iş değiştirir. Aksigorta, sürekli değişimin ve yeniliğin olduğu bir yer. Bu yüzden sıkılmadan, kariyer planı yaparak çalışabileceğiniz; yeni şeyler öğrenip deneyimleyeceğiniz bir ortam sunuyor. En güzel çalışılabilecek yerlerden biri olarak tavsiye edilebilir. Zaten İK süreçlerinde de sürekli ödül alan bir şirket Aksigorta.
İlanlarımız LinkedIn ve kariyer sitelerinde yayınlanıyor. Bu ilanlara başvurarak bizimle çalışmaya başlayabilirsiniz. Veya Aksigorta’da, sektörde illaki tanıdıklarınız da vardır; onlar aracılığıyla da burada çalışmaya gönüllü olan, buradaki yenilikleri öğrenmek ve yeni teknolojilerle çalışmak isteyen tüm yazılımcıları Aksigorta’ya bekliyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Güzel bir davet oldu. Podcast serimiz Codecast’in bugünkü bölümünde Uğur Çetinkaya ile birlikteydik. Hem Aksigorta’yı dinledik hem Aksigorta’da teknoloji geliştirmeyi dinledik. Aksigorta’daki yeni teknolojilere adaptasyonu dinledik, GenAI gibi. Uğur Bey, çok teşekkür ederiz konuk olduğunuz için. Keyifli bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederiz Uğur Bey, keyifli bir sohbet oldu.
Uğur Çetinkaya:
— Ben teşekkür ederim, bize bu fırsatı verdiğiniz için. Bu platformlar çok değerli, bunların devamı mutlaka gelmeli.
Ahmet Hoşgör:
— Çok sağ olun, iyi günler.
Uğur Çetinkaya:
— İyi günler.